Skip to content

  • Ana Sayfa
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Haber
  • Tanıtım
  • İletişim
  • Home
  • 2026
  • Ekim
  • TBMM’deki tasarıya büyüteci tuttuk: SPK’nın yetkileri nasıl etkilenecek

TBMM’deki tasarıya büyüteci tuttuk: SPK’nın yetkileri nasıl etkilenecek

Damla Turan 14 Ekim 2026

Türkiye’de yatırım fonları üzerinden yaşanan krizin ardından hazırlanan “Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi”, yalnızca yatırımcıların zararlarının karşılanmasına yönelik mali bir düzenleme niteliği taşımıyor. Teklif, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) bağımsız çalışma prensipleri, düzenleme yetkisi, denetim uygulamaları ve tasfiye süreçlerindeki hareket alanı bakımından da önemli değişiklikler öngörüyor.

OPERASYONEL GÖREVLER PAYLAŞTIRILIYOR

Fonların tasfiyesi, alacakların tahsili, yatırımcı zararlarının hesaplanması, malvarlıklarının geri kazanılması ve ödemelerin dağıtılması gibi işlemler kanuni kurallara bağlanırken, SPK’nın bazı yetkileri sınırlandırılıyor, bazı mevcut düzenlemeleri uygulama dışına çıkarılıyor ve operasyonel görevlerin önemli bölümü başka kurumlarla paylaştırılıyor.

ÖZEL HUKUKİ VE İDARİ MEKANİZMA

Teklifle birlikte SPK’nın yanı sıra Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) ve Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) de sürecin temel aktörleri haline geliyor. Bu kurumlar arasında oluşturulan yeni görev paylaşımı, sermaye piyasalarında yaşanan bir krizin olağan mevzuatın dışında, özel bir hukuki ve idari mekanizmayla çözülmesini hedefliyor. Ancak bu mekanizma, SPK’nın düzenleyici bağımsızlığı, teknik takdir yetkisi, uygulamalarının tutarlılığı ve yatırımcı haklarının korunması açısından önemli hukuki soruları beraberinde getiriyor.

DÜZENLEMENİN KAPSAMI

Teklifin birinci maddesi, yeni tasfiye sisteminin kapsamını belirliyor. Buna göre özel mekanizma, SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yürürlüğe girdiği tarihte tasfiyesi tamamlanmamış yatırım fonları için uygulanacak. Söz konusu düzenleme, 131 fonun tamamını koşulsuz biçimde kapsayan sürekli bir rejim oluşturmuyor; bunlar arasından tasfiyesi devam eden fonları esas alıyor. Dolayısıyla diğer yatırım fonları için genel ve sürekli bir tasfiye sistemi kurulması amaçlanmıyor.

Bu sınırlandırmanın önemli bir sonucu bulunuyor. SPK, ilerleyen dönemde benzer nitelikte başka bir krizle karşılaşsa bile teklifin getirdiği özel tahsilat, geri kazanım ve tasfiye mekanizmasını farklı fonlar için doğrudan kullanamayacak. Benzer yetkilere ihtiyaç duyulması halinde yeni bir yasal dayanak gerekebilecek. Böylece SPK’nın olağan mevzuatı ile yalnızca belirli fonlara uygulanacak istisnai hukuki sistem arasında farklılık ortaya çıkacak.

ÖZEL SATIŞ YÖNTEMİ

Teklifin en dikkat çekici hükümlerinden biri üçüncü maddenin ikinci fıkrasında yer alıyor. Düzenlemede, “Bu fıkra kapsamında yapılacak satış işlemleri bakımından, Kurulun yatırım fonlarına ilişkin düzenlemelerinde yer alan kısıtlamalar uygulanmaz” deniliyor.

Bu hüküm, SPK’nın sermaye piyasasının düzenli işleyişini sağlamak ve yatırımcıları korumak amacıyla daha önce belirlediği bazı sınırlamaların, teklif kapsamındaki tasfiye satışlarında geçerli olmayacağı anlamına geliyor. Böylece olağan fon satış kurallarının dışında özel bir satış yöntemi oluşturulabilecek. Borsa dışı satış, farklı fiyat marjları ve özel satış yöntemleri gibi uygulamaların önü açılabilecek.

SPK’NIN YETKİSİ DARALIYOR MU?

Düzenleme, ilk bakışta SPK’nın yetkisini daraltmaktan çok Kurula mevcut kuralların dışında hareket etme olanağı sağlıyor. Nitekim üçüncü maddeyle SPK’ya özel satış yöntemlerini ve borsada yeniden satış kısıtlamalarını belirleme gibi ek yetkiler de tanınıyor. Kurulun varlıkların tespiti, değerlenmesi, satışı ve dağıtım usullerini belirleme konusundaki rolü korunuyor. Ancak burada farklı bir hukuki tartışma ortaya çıkıyor: Sermaye piyasalarının düzenlenmesinden sorumlu kurumun daha önce yatırımcıları korumak amacıyla oluşturduğu sınırlamaların belirli işlemler için kanunla kaldırılması, düzenleyici tutarlılık ve kuralların öngörülebilirliği bakımından nasıl değerlendirilecek?

TAHSİLAT TMSF TARAFINDAN YAPILACAK

SPK’nın aynı piyasa için oluşturduğu genel düzenlemelerin bazı işlemlerde uygulanmaması, olağan sistemle istisnai sistem arasında farklı standartların ortaya çıkmasına neden olabilir. Kurula daha geniş hareket alanı sağlanırken, daha önce belirlenmiş koruyucu sınırlamaların devre dışı bırakılması yeni hukuki ve ekonomik risklerin değerlendirilmesini gerektirebilir.

Tasfiye sürecindeki bir başka önemli değişiklik, SPK’nın sorumluluk tespiti ile alacakların tahsili konusundaki yetkilerinin birbirinden ayrılması. Teklifin üçüncü maddesinde fonların tasfiyesinin SPK’nın gözetim ve denetiminde, görevlendirilen kuruluşlar tarafından yürütüleceği belirtiliyor. Beşinci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında ise fonlarda meydana gelen zararların, bu zararlardan sorumlu kişi ve kurumların ve sorumluluk tutarlarının SPK tarafından belirleneceği, buna karşılık tahsilatın TMSF tarafından yapılacağı öngörülüyor.

SPK’NIN GENEL DENETİM YETKİSİ DEVREDİLECEK Mİ?

Böylece sermaye piyasalarına ilişkin denetim ve teknik sorumluluk tespiti SPK’da kalırken, belirlenen alacakların takip ve tahsilat işlemleri başka bir kurumun kontrolüne giriyor. SPK’nın yaptığı tespitler doğrultusunda TMSF, 6183 sayılı Kanun ve ilgili Bankacılık Kanunu hükümlerinden yararlanarak tahsil işlemlerini yürütecek.

Bu görev paylaşımı SPK’nın genel denetim yetkisinin TMSF’ye devredildiği anlamına gelmiyor. Ancak tasfiye sürecinin operasyonel bütünlüğü önemli ölçüde değişiyor. SPK sorumluları ve tahsil edilecek tutarları belirlerken, bu tutarların fiilen geri kazanılması TMSF’nin görev alanına bırakılıyor. Denetim, sorumluluk tespiti ve tahsilatın farklı kurumlara dağıtılması, kurumlar arasında koordinasyon ihtiyacını artırırken işlemlerde gecikme veya uygulama farklılıkları yaşanması ihtimalini de gündeme getiriyor.

TMSF MERKEZLİ YENİ MEKANİZMA

Burada temel soru, SPK’nın sermaye piyasalarındaki denetim ve sorumluluk belirleme görevini sürdürmesine rağmen tahsilatın neden TMSF merkezli yeni bir mekanizmaya bağlandığıdır. Düzenlemenin gerekçesi, yalnızca tahsilatın daha etkili yürütülmesi açısından değil, sermaye piyasalarının olağan denetim ve yaptırım sisteminin yeterliliği bakımından da değerlendirilmek zorunda.

Teklifin dördüncü maddesi ise SPK’nın teknik takdir yetkisine doğrudan sınırlamalar getiriyor. Maddenin birinci fıkrasında yatırımcıların net yatırım tutarlarının hesaplanması için belirli yöntemler öngörülüyor. Hesaplamalarda Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ile Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) değişim oranlarının aritmetik ortalaması ve ilk giren ilk çıkar anlamındaki FIFO yöntemi esas alınacak. Bu teknik hesaplamalar Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından gerçekleştirilecek.

TEKNİK DEĞERLENDİRME SÜRECİ

Dolayısıyla SPK, özel tasfiye kapsamındaki yatırımcı alacaklarının hesaplanmasında farklı bir ekonomik yöntem benimsemek istese bile kanunda belirlenen esaslarla bağlı olacak. Hesaplamanın Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından yapılması da teknik işlemlerin doğrudan Kurul bünyesinde yürütülmesi yerine başka bir kuruluş tarafından gerçekleştirilmesi anlamına geliyor. Bu düzenleme, SPK’nın teknik değerlendirme ve hesaplama yöntemini belirleme konusundaki serbestisini daraltan en somut hükümlerden biri olarak öne çıkıyor.

Aynı maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında yatırımcılara yapılacak ara ödemeler için de sınırlar getiriliyor. Teklife göre kişi başına ara ödeme üst sınırı 1 milyon TL olacak. Fon türlerine göre ayrıca farklı sınırlar da uygulanabilecek. Ara ödemelerde endeksleme yapılmayacak. Ancak 1 milyon TL’lik sınırın nihai ödemelerin tamamı için geçerli genel bir tavan olmadığına özellikle dikkat etmek gerekiyor.

MÜMKÜN OLDUĞUNCA FAZLA YATIRIMCIYA ÖDEME

Dağıtılabilir nakdin yetersiz kalması halinde SPK’ya ödeme yöntemini belirleme konusunda belirli bir takdir alanı bırakılıyor. Kurul, en düşük net yatırım tutarına sahip yatırımcıdan başlayarak ödeme yapılmasını veya tüm yatırımcılara uygulanacak asgari bir ara ödeme tutarı belirlenmesini tercih edebilecek. Bu tercihin mümkün olan en fazla sayıda yatırımcıya ödeme yapılması amacıyla kullanılması öngörülüyor.

Bununla birlikte SPK, yatırımcıların zararlarının büyüklüğünü ve ekonomik koşulları esas alarak kanunun öngörmediği tamamen farklı bir ara ödeme modeli oluşturmakta serbest olmayacak. Bu durum küçük yatırımcıların öncelikli olarak korunması ile bütün yatırımcılar arasında oransal dağıtım yapılması ilkeleri arasında bir gerilim doğurabilir. Kurulun ödeme politikası kanuni sınırlar içine alınırken, bu sınırlar içerisinde belirli yöntemler arasında seçim yapma yetkisi korunuyor.

SPK’NIN İDARİ TESPİTİYLE ÖDEME

Teklifin üçüncü maddesinin altıncı fıkrası ise SPK’nın yetkisini sınırlandırmaktan ziyade Kurula önemli sonuçlar doğurabilecek yeni bir idari belirleme alanı açıyor. Buna göre 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104, 106 ve 107. maddelerinde düzenlenen fiilleri işlediği veya bu fiillere katıldığı SPK tarafından tespit edilen kişi ve kurumlara, teklif kapsamındaki fonların tasfiye ve geri kazanım hesaplarından ödeme yapılmayacak.

Buradaki kritik ayrıntı, ödeme dışında bırakılmak için kesinleşmiş bir mahkeme kararı aranacağına ilişkin açık bir koşulun metinde bulunmaması. Böylece SPK’nın idari tespiti, ilgili kişi ve kurumların özel tasfiye mekanizmasından ödeme alıp alamayacağını doğrudan etkileyebilecek.

KESİNLEŞMİŞ MAHKEME KARARI OLMADAN…

Bu hüküm, Kurulu yalnızca piyasaları düzenleyen ve denetleyen bir kuruluş olarak değil, yatırımcıların ödeme hakları üzerinde önemli sonuçlar doğurabilecek tespitler yapan bir kurum olarak da konumlandırıyor. Dolayısıyla düzenlemenin masumiyet karinesi, hukuki güvenlik, idari işlemlerin yargısal denetimi ve yatırımcı haklarının korunması bakımından ayrıca incelenmesi gerekiyor. Kesinleşmiş mahkeme kararı şartının açıkça yer almaması tek başına yargı denetiminin ortadan kaldırıldığı anlamına gelmese de idari tespitin hangi usullerle yapılacağı ve buna karşı hangi hukuki güvencelerin işletileceği önem taşıyor.

TMSF’nin rolünü genişleten bir başka hüküm altıncı maddede bulunuyor. Düzenlemeye göre doğrudan devredilemeyen malvarlıkları için TMSF’nin kayyım olarak atanması ve dava sonucu beklenmeksizin satış veya tasfiye işlemleri gerçekleştirebilmesi öngörülüyor. Ayrıca geri kazanılan varlıklar TMSF nezdinde oluşturulacak özel hesaplarda tutulacak.

MALVARLIKLARIN GERİ KAZANDIRILMASI

Olağan tasfiye sürecinin tamamlandığı durumlarda ise geri kazanılan tutarların yatırımcılara dağıtılması Yatırımcı Tazmin Merkezi aracılığıyla gerçekleştirilecek. Böylece malvarlıklarının geri kazanılması, yönetilmesi, tahsil edilen değerlerin hesaplarda tutulması ve yatırımcılara dağıtılması süreçlerinin önemli bölümü SPK dışındaki kuruluşların görev alanına giriyor.

Bu mekanizma TMSF’ye malvarlıklarının yönetilmesi ve geri kazanılması bakımından önemli bir operasyonel rol veriyor. Ancak SPK’nın mevcut bütün malvarlığı yönetimi yetkilerinin TMSF’ye devredildiği sonucuna varmak doğru değil. Teklifin kapsamı belirli fonlarla sınırlandırılırken, SPK’nın gözetim ve denetim yetkisi ile çeşitli uygulama usullerini belirleme görevi korunuyor.

TMSF’NİN DAHİL OLACAĞI SÜREÇ

Öte yandan dava sonuçları beklenmeden malvarlıklarının satışının veya tasfiyesinin gerçekleştirilebilmesi, geri kazanım sürecinin hızlandırılması açısından değerlendirilse de mülkiyet hakkı, hukuki güvenlik ve ilgili kişilerin yargısal başvuru imkanları bakımından ayrıca tartışılması gereken bir düzenleme niteliği taşıyor.

Teklifin yedinci maddesinde SPK’nın uygulama düzenlemelerini hazırlama sürecine TMSF de dahil ediliyor. Maddenin ikinci fıkrasında şu hüküm bulunuyor:
“Uygulama usul ve esasları Kurulca, TMSF’nin görev alanına giren konularda TMSF’nin görüşü alınarak belirlenecektir.”

Bu hükümle SPK, TMSF’nin görev alanını ilgilendiren konularda düzenleme hazırlarken söz konusu kurumun görüşünü almak zorunda olacak. Kurulun düzenleme hazırlama ve karar oluşturma süreçlerine yeni bir kurumsal aşama ekleniyor.

TMSF, SPK KARARLARINI VETO EDEBİLECEK Mİ?

Ancak burada önemli bir hukuki ayrım bulunuyor. Teklifte TMSF’nin onayının alınacağı veya uygun görüşünün şart olduğu belirtilmiyor. Dolayısıyla TMSF’nin görüşüne başvurulması zorunlu olmakla birlikte, bu görüşün bağlayıcı olduğu ya da TMSF’ye SPK kararlarını veto etme yetkisi tanındığı söylenemez.

Buna karşılık SPK’nın kendi görev alanındaki düzenlemeleri hazırlarken başka bir kurumla görüş alışverişinde bulunmasının kanuni zorunluluk haline getirilmesi, düzenleyici süreçlerin işleyişi ve kurumlar arasındaki yetki ilişkileri bakımından yeni bir durum oluşturuyor.
Yedinci maddenin üçüncü fıkrası ise mevcut mevzuat ile özel kanun arasındaki ilişkiyi düzenliyor. Buna göre kanunda hüküm bulunmayan hallerde Sermaye Piyasası Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Bankacılık Kanunu ve ilgili diğer mevzuatın yalnızca özel kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanacak.

YENİ KANUNLA MEVZUAT ARASINDA HANGİ FARKLAR VAR

Böylece SPK’nın mevcut mevzuata dayalı düzenlemeleriyle yeni özel kanun arasında bir çatışma yaşanması halinde özel düzenleme esas alınacak. Kurul, tasfiye kapsamındaki fonlara ilişkin işlemlerde mevcut kurallarını her durumda doğrudan uygulayamayacak; öncelikle bu kuralların yeni kanunla uyumlu olup olmadığını değerlendirmek zorunda kalacak.

Bu durum SPK’nın genel yetkilerini ortadan kaldırmıyor. Ancak 131 fondan tasfiyesi devam edenler bakımından olağan sermaye piyasası mevzuatının önüne istisnai bir sistem yerleştiriyor. Özellikle tasfiye, satış, ödeme ve tahsil usullerinde yerleşik uygulamaların farklılaşmasına yol açabilecek bu tercih, düzenleyici esneklik kadar hukuki öngörülebilirlik açısından da önem taşıyor.

Teklifin sekizinci maddesinde ise yürürlük tarihine ilişkin dikkat çekici bir düzenleme bulunuyor. Kanunun yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmesi, buna karşılık 17 Eylül 2026 tarihinden itibaren geçerli olması öngörülüyor. Böylece geçmişe etkili bir uygulama oluşturuluyor.

YENİ HUKUKİ SİSTEM

Bu hüküm, SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihinden itibaren aldığı kararlar ve gerçekleştirdiği işlemler üzerinde yeni kanunun nasıl bir sonuç doğuracağı sorusunu gündeme getiriyor. Geçmişte başlatılan tasfiye ve tahsilat işlemlerinin yeni hukuki sisteme nasıl uyarlanacağı, bu süreçte alınan kararların hangi hükümlere tabi olacağı ve ilgili kişilerin kazanılmış haklarının nasıl korunacağı ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken konular arasında bulunuyor.

Düzenleme özellikle hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve kanunların geriye yürümezliği ilkeleri bakımından tartışma yaratabilir. Bununla birlikte yalnızca geçmişe etkili uygulanmasının öngörülmesinden hareketle kanunun doğrudan hukuka aykırı olduğu sonucuna varılamaz. Böyle bir değerlendirme için düzenlemenin kapsamının, etkilerinin ve ilgili anayasal ilkelerin birlikte incelenmesi gerekiyor.

SPK’NIN BAĞIMSIZLIĞI ORTADAN KALKACAK MI?

Bütün bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde temel tartışma, SPK’nın bağımsızlığının ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı sorusunda yoğunlaşıyor.

Teklifte SPK’nın kurumsal bağımsızlığını açıkça sona erdiren, yönetimini başka bir kuruma bağlayan veya genel denetim yetkisini kaldıran bir hüküm bulunmuyor. Üçüncü maddede tasfiyenin SPK’nın gözetim ve denetimi altında yürütüleceği belirtilirken, Kurula varlıkların tespiti, değerleme, özel satış yöntemlerinin belirlenmesi, borsada yeniden satış kısıtlamaları getirilmesi ve dağıtım usullerinin oluşturulması gibi önemli yetkiler de tanınıyor.

Ancak kurumsal bağımsızlığın açıkça kaldırılmamış olması, Kurulun çalışma prensiplerinin etkilenmediği anlamına gelmiyor.

MADDE MADDE SPK’NIN DURUMU

Öncelikle SPK’nın teknik takdir yetkisi kanuni sınırlar içine alınıyor. Yatırımcıların net yatırım tutarlarının hesaplanmasında kullanılacak yöntemler ve ara ödeme modelleri ayrıntılı biçimde belirleniyor. Bu nedenle Kurulun ekonomik koşullara veya yatırımcıların farklı durumlarına göre alternatif uygulamalar geliştirme serbestisi azalıyor.

İkinci olarak SPK’nın operasyonel bütünlüğü değişiyor. Kurul zararlardan sorumlu kişi ve kurumları tespit ederken alacakların tahsili TMSF’ye bırakılıyor. Malvarlıklarının geri kazanılması ve yönetilmesinde TMSF’nin rolü genişliyor; hesaplamalar MKK tarafından, belirli dağıtım işlemleri ise YTM aracılığıyla yürütülüyor. Böylece birbiriyle bağlantılı işlemler farklı kurumların sorumluluğuna dağıtılıyor.

Üçüncü olarak SPK’nın düzenleyici esnekliği ve mevcut kurallarının uygulanabilirliği değişiyor. Kurulun yatırım fonlarına ilişkin kendi düzenlemelerinde yer alan bazı sınırlamalar özel tasfiye satışları için uygulanmaz hale gelirken, yeni kanunla çelişen genel mevzuat hükümleri de bu işlemlerde geri planda kalıyor.

Dördüncü olarak SPK’nın idari tespitlerinin sonuçları genişliyor. Belirli sermaye piyasası ihlallerini işlediği veya bunlara katıldığı Kurul tarafından tespit edilen kişi ve kurumların özel tasfiye hesaplarından ödeme alamaması, SPK kararlarının yatırımcıların mali hakları üzerindeki etkisini artırıyor.

Beşinci olarak düzenleme hazırlama süreçlerine TMSF’nin görüşünün alınması şartı ekleniyor. Bu görüş bağlayıcı olmasa bile Kurulun belirli alanlarda tek başına yürüttüğü düzenleme hazırlama sürecine başka bir kurumsal aktör katılıyor.

TEKNİK TAKDİR ALANI DARALIYOR

Bunların yanında, özel kanunun yalnızca belirli fonlara uygulanması ve 17 Eylül 2026 tarihinden itibaren geçerli sayılması, olağan sermaye piyasası mevzuatının dışında geçmişe etkili sonuçlar da doğurabilecek istisnai bir sistem oluşturuyor.
Bu nedenle teklifin SPK üzerindeki etkisini yalnızca yetki devri veya bağımsızlık kaybı kavramlarıyla açıklamak yeterli değil. Düzenleme bir yandan Kurula bazı yeni yetkiler ve olağan sınırlamaların dışında hareket etme imkanı tanırken, diğer yandan teknik takdir alanını daraltıyor, bazı işlemleri farklı kuruluşlara dağıtıyor ve mevcut mevzuatın uygulanmasına istisnalar getiriyor.

Özellikle üçüncü maddenin ikinci fıkrası ile beşinci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları birlikte incelendiğinde bu değişim daha açık görülüyor. Birinci düzenlemeyle SPK’nın yatırım fonlarına ilişkin kendi kurallarındaki bazı kısıtlamalar belirli satış işlemlerinde uygulanmaz hale geliyor. İkinci düzenlemeyle SPK’nın zararlardan sorumlu olduğunu belirlediği kişi ve kurumlardan yapılacak tahsilat başka bir kuruluşun görev alanına aktarılıyor.

Bu iki hüküm, SPK’nın yerleşik düzenleme ve denetim anlayışında meydana gelebilecek değişimin somut örnekleri olarak öne çıkıyor. Bir tarafta Kurulun kendi düzenlemelerinin dışına çıkabilmesi, diğer tarafta denetim sonucunda belirlenen alacakların tahsilatında başka bir kurumun yetkilendirilmesi söz konusu.

Aynı şekilde yatırımcı zararlarının hesaplanmasının neden SPK’nın teknik değerlendirmesine bırakılmadığı, ödeme modellerinin neden kanunla ayrıntılı şekilde belirlendiği ve özel tasfiye satışlarında yatırım fonlarına ilişkin mevcut kısıtlamaların neden uygulanmayacağı da açıklığa kavuşturulması gereken konular arasında yer alıyor.

Sonuç olarak kanun teklifi, SPK’nın genel denetim yetkisini açıkça ortadan kaldırmıyor ve kurumsal bağımsızlığına doğrudan son vermiyor. Buna karşılık belirli fonların tasfiyesinde Kurulun teknik takdir yetkisini sınırlandırıyor, mevcut düzenlemelerine istisnalar getiriyor, tahsilat ve malvarlığı yönetimi süreçlerinde TMSF’nin rolünü artırıyor ve yatırımcı ödemelerini yeni kurallara bağlıyor.

Post navigation

Previous Enerjide kritik viraj: 2050’de talep daha da artacak
Next İbradı’da tarihi mezarlıktaki kestane ağaçları zehirli sarmaşık tehdidiyle kuruyor

Related Stories

Antalya’ya turist akını: 14 milyon yabancı ziyaretçi ağırlandı

Antalya’ya turist akını: 14 milyon yabancı ziyaretçi ağırlandı

14 Ekim 2026
Enerjide kritik viraj: 2050’de talep daha da artacak

Enerjide kritik viraj: 2050’de talep daha da artacak

14 Ekim 2026
Sanayi ürünlerine sıkı denetim: 148 ürüne toplatma kararı

Sanayi ürünlerine sıkı denetim: 148 ürüne toplatma kararı

13 Ekim 2026

Kategoriler

  • Eğitim (492)
  • Ekonomi (118)
  • Haber (230)
  • Sağlık (62)
  • Tanıtım (6)
  • Teknoloji (15)

Son Yazılar

  • Eskişehir Tepebaşı’nda ekipler hatalı park edilen aracı çekti, sürücüye ceza kesti
  • İmamoğlu’ndan Ferhan Şensoy’lu Halk TV mesajı
  • Belçika Kralı Philippe, Kazakistan ile işbirliğini yeni seviyeye taşımak istiyor
  • Antalya’ya turist akını: 14 milyon yabancı ziyaretçi ağırlandı
  • İbradı’da tarihi mezarlıktaki kestane ağaçları zehirli sarmaşık tehdidiyle kuruyor
  • TBMM’deki tasarıya büyüteci tuttuk: SPK’nın yetkileri nasıl etkilenecek
  • Enerjide kritik viraj: 2050’de talep daha da artacak
  • Sanayi ürünlerine sıkı denetim: 148 ürüne toplatma kararı
  • Sigara satışında ‘kimlik şartı’ mı geliyor? Sağlık Bakan Kemal Memişoğlu’ndan yeni açıklama
  • Ardahan-Şavşat kara yolunda sürücü, vaşak ve iki yavrusunu cep telefonuyla kaydetti
  • Eleştirel düşünme Günlük Hayatımızı Nasıl Etkiliyor?
  • Öğrenme teknikleri Gelecekte Nasıl Değişecek?
  • Özgür Özel, cezaevindeki Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Seçer’i ziyaret etti
  • Okul öncesi eğitim Neden Her Zamankinden Daha Fazla Konuşuluyor?
  • Bursa’da Ulucami’de namaz yoğunluğu Atatürk Caddesi trafiğini tek şeride düşürdü
  • Kırklareli ve Edirne’de iki kişi YEDAM desteğiyle sigara bağımlılığından kurtuldu
  • Bebeklerde uyku Hakkında Sık Yapılan Hatalar
  • Keşan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri çeltik tarlasında ders işledi
  • Resident Evil Filmi Rotten Tomatoes Tarihinin En Yüksek Puanlı Video Oyun Uyarlaması Oldu
  • Bebeklerde uyku İçin Uygulanabilecek Pratik Yöntemler
  • Rock efsanesi Slash 14 yıl sonra yeniden İstanbul’da: Dev konserin tarihi ve bilet detayları netleşti!
  • 7 bin 500 kişi akın etti: Türkiye’de konser veren Amr Diab’tan “Son olmayacak” açıklaması
  • Altın Portakal Film Festivali ne zaman başlıyor?
  • Bebeklerde uyku Konusunda Doğru Bilinen Yanlışlar
  • Bebeklerde uyku Günlük Hayatımızı Nasıl Etkiliyor?



Yandex Metrica


You may have missed

Eskişehir Tepebaşı’nda ekipler hatalı park edilen aracı çekti, sürücüye ceza kesti

Eskişehir Tepebaşı’nda ekipler hatalı park edilen aracı çekti, sürücüye ceza kesti

14 Ekim 2026
İmamoğlu’ndan Ferhan Şensoy’lu Halk TV mesajı

İmamoğlu’ndan Ferhan Şensoy’lu Halk TV mesajı

14 Ekim 2026
Belçika Kralı Philippe, Kazakistan ile işbirliğini yeni seviyeye taşımak istiyor

Belçika Kralı Philippe, Kazakistan ile işbirliğini yeni seviyeye taşımak istiyor

14 Ekim 2026
Antalya’ya turist akını: 14 milyon yabancı ziyaretçi ağırlandı

Antalya’ya turist akını: 14 milyon yabancı ziyaretçi ağırlandı

14 Ekim 2026
| DarkNews by AF themes.
esenyurt escort
beylikdüzü escort
avcılar escort
istanbul escort
bahçeşehir escort
beylikdüzü escort
maximcasino
maximcasino
maximcasino
maximcasino
extrabet
extrabet
extrabet
goldenbahis