Dünyayı Yürüyerek Dolaşan Karl Bushby Eve Dönerken İçini Kemiren Korkuyu Anlattı

1998’de Şili’nin güney ucundaki Punta Arenas’tan yola çıkan eski paraşütçü Karl Bushby, yaklaşık 58 bin kilometrelik yürüyüşünün son kilometrelerinde. Kendine koyduğu iki kural vardı: Yolculuk bitmeden İngiltere’ye dönmemek ve ilerlemek için hiçbir taşıta binmemek. Memleketi Hull’a varmasına sayılı günler kalırken 57 yaşındaki maceracı, onu asıl zorlayacak şeyin ne olduğunu açık yüreklilikle anlattı.

Kaynak: BBC

Darien ormanlarını aştı, donmuş Bering Boğazı’nı yürüyerek geçti

Bushby 29 yaşında başladığı yolculukta dört kıta aştı. Orta ve Güney Amerika’yı birbirinden ayıran, karayolu bile bulunmayan Darien ormanlarında kendine yol açtı; 2006’da Alaska ile Rusya arasındaki donmuş Bering Boğazı’nı yürüyerek geçti. Birkaç hafta önce de Manş Denizi’ni yüzerek aşıp Dover’dan İngiltere’ye ayak bastı.

Yolculuğun sonunda onu 36 yaşındaki oğlu Adam, hiç görmediği 12 yaşındaki torunu, babası ve kardeşleri karşılayacak. Annesi ise oğlunu 28 yıl önce ayrıldığı evde bekliyor.

Lincolnshire’da arabasının lastiği patladı, yol kenarında tamir etti

BBC muhabiri Bushby’ye Lincolnshire kırsalında eşlik ettiğinde, erzakını taşıdığı ve ‘Canavar’ adını verdiği el arabasının lastiği daha birkaç kilometre sonra patladı. Uzun zamandır böyle bir şey yaşamadığını söyleyen Bushby, yol kenarına oturup tamire koyulurken gülümsedi: ‘Bir de yağmur yağsaydı daha çok söylenirdim.’

Hızla geçen arabaların arasında İngilizlere takılmayı da ihmal etmedi: ‘Yolun yanlış tarafından gittiğinizin farkındasınız, değil mi?’ Kendi ülkesinden ‘siz’ diye söz etmesi, yıllar içinde memleketiyle arasına giren mesafeyi de ele veriyor.

Bushby’yi en çok yol bittikten sonraki hayat düşündürüyor

Patlak lastik gibi engelleri aşmayı iyi bilen Bushby’nin asıl kaygısı varıştan sonrası. ‘Ben olan, kendimi bildiğim her şey ortadan kalkacak. Hayatımın yarısı boyunca Karl demek maceracı demekti. Kim olduğumu yeniden bulmam, birden düşeceğim o boşluğu nasıl dolduracağımı çözmem gerekecek’ diyor.

Eski bir sözü de hatırlatıyor: Hayallerini gerçekleştiremeyen adamdan daha kötü durumda olan tek kişi, hayallerini gerçekleştirmiş olandır, çünkü sonrası belirsizdir. Dover’dan beri ona eşlik eden Amerikalı uzun mesafe yürüyüşçüsü Angela Maxwell de aynı görüşte: ‘Karl aslında yürümeyi pek sevmiyor ama bu görevi, bu tutkuyu seviyor. Yolu ne kadar özleyeceğine kendisi bile şaşırabilir.’

Manş’ı yüzerek geçtiğinden beri gittiği her yerde tanınıyor

Bushby, dönüşünün bu kadar ilgi görmesine kendisi de şaşırıyor. Yol boyunca onu tanıyan insanların sayısının ‘neredeyse bunaltıcı’ olduğunu söylüyor: ‘Ben sadece yürüyen bir adamım.’ Muhabirle yürüdükleri sırada da bir sürücü aracını yol kenarına çekip onun Karl Bushby olup olmadığını sordu ve birlikte fotoğraf çektirdiler.

İlginin nedenini ise şöyle açıklıyor: ‘Milyonlarca insanın hayalini yaşadım. Pek çok kişi evden çıkıp öylece yürümeye devam etmek ister.’ Yine de yolun göründüğü kadar parlak olmadığını ekliyor. Patlayan lastikler, çamaşır yıkayacak bir yer arayışı, yağmur altında bitmek bilmeyen kilometreler… ‘Hiç de göründüğü kadar görkemli değil.’

28 yılın yalnızca 15’i yürüyerek geçti, ailesiyle araya mesafe girdi

Bushby, 28 yılın yalnızca 15’ini yürüyerek geçirdiğini söylüyor. Kalan zaman vize başvuruları, sınır engelleri ve pandemi kısıtlamalarıyla geçti; aralarda yaşamın daha ucuz olduğu Meksika’ya çekildi. Yola çıkma fırsatı evliliğinin bitmesiyle doğmuştu; eşi, oğullarıyla birlikte Kuzey İrlanda’ya dönmüştü.

Kendi kuralları gereği İngiltere’ye dönemediği için oğlu ve ayrı yaşayan anne babasıyla yalnızca nadiren, başka ülkelerde buluşabildi. ‘Aile ailedir, hep orada olacak. Ama araya mesafe giriyor, bir noktada birbirinizi tanımaz hale geliyorsunuz’ diyor. Annesi Angela şimdi onu büyüttüğü evin kapısında bekliyor.

Dover’a vardıktan sonra neredeyse 30 yıl sonra ilk kez balık ve patates kızartması yiyen Bushby, kendini yaşından çok daha genç hissettiğini söylüyor. Macera düşünenlere tavsiyesi ise net: ‘Önünüze çıkan her fırsatı değerlendirin. Hayal ettiğinizden çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Hiçbir şey yapmayarak hiçbir şey başaramazsınız.’